 Lisede matematik dersinde hoca tahtada bir problemin nasıl çözüleceğini detaylı biçimde anlatır ya. Sonra da sınıfa dönerek: "Bu problemin nasıl çözüleceğini anlamayan var mı? Varsa söylesin, bir daha anlatayım." diye sorar.
50 kişilik bir sınıfta, o problemin nasıl çözüleceğini anlamamış olan, her zaman için birkaç kişi bulunur.
Mesela; elindeki kurşun kalemin silgisini kemiren boş bakışlı çocuk! Problemi anlamayanlardan biri de o.
E ama bunu kalkıp ta herkesin içinde söylemesi o kadar kolay mı? Niye? Çünkü o sınıfta ilgi duyduğu bir kız var ve kendini ona beğendirmeye çalışıyor.
Sen 1 aydır elindeki avucundaki bütün numaralarını seferber edeceksin, her sabah evden çıkarken avuç dolusu jöleyi saçlarına sıvayacaksın, kafana ayva reçeli dökülmüş gibi okula gideceksin, en son çıkan, en gözde ve marka olan spor ayakkabılarını giyeceksin, kızın bulunduğu yerlerde sık sık kendi çapında espriler yapıp onu güldürmeye çalışacaksın, ondan sonra da sınıfın ortalık yerinde parmak kaldırıp "ben bu problemi anlamadım" diyerek bir çuval inciri berbat edeceksin.
Sınıfın alaycı tiplerinin eline de seninle "mankafa" diye alay etmeleri için malzeme vereceksin.
Artık o kızın, o çocuğu beğenebilme ihtimali olabilir mi?
O ölümcül hatayı yaptıktan sonra, o çocuk artık, olsa olsa "Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim!" diye oturur şiir yazar.
Ahmet Yiğit TERZİOĞLU
Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
|
|
Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.
Henüz Yorum Yapılmamış
|
|