 Rahmin iç yüzeyini örten ve her adet kanamasında kısmen parçalanarak, adet kanıyla birlikte dökülen zara endometrium denir. Endometriumun rahmin içinden başka yerlerde bulunması hastalığını da endometriozis diyoruz. Adet kanı incelendiği zaman içinde yüzlerce minik rahim parçacığı mevcuttur. Bilim adamlarının düşüncelerine göre rahim zarı parçacıkları, rahim dışında doğuştan da bulunabilir veya her adette adet kanının küçük bir kısmının yumurtalık kanallarından geçerek yani geriye doğru akarak karnın içine doğru akması da bir sebeptir. Bazen de sezaryen ameliyatlarında veya bazı rahim ameliyatlarında rahim zarı cerrahın bıçağına, iğnesine, makasına bulaşarak cildin kapanması sırasında cilt ve cilt altı dokularına yerleşebilmektedir.
Buna ek olarak rahim zarı parçacıkları göz dibinden karaciğere, akciğerden lenf kasıktaki bezlerine kadar vücudun hemen hemen bütün organlarında bulunmuştur. Dolayısıyla kanla yayılma söz konusudur.
Rahim zarı parçacıkları rahmin dışında oldukları zaman neden sorun yaratmaktadırlar?
Rahim zarı parçacıkları, hormonlara cevap veren özellikle kadınlık hormonu östrojen ile üreyen, büyüyen, uyarılan aktif bir doku olduğu için rahmin dışındaki bölgelerde her adet zamanında bu küçük parçacıklar da kendi adetlerini görmekte yani kanamaktadırlar. Bu kanama miktarına bağlı olarak eğer bu parçacık idrar torbasının içindeyse aydan aya hasta kanlı idrar yapabilir. Yumurtalığın üzerindeyse aydan aya kanayarak içine de adet kanını da hapsederek, giderek büyüyen kist haline dönüşebilir. Bu kistlerin içindeki eskimiş ve parçalanmış adet kanı birikintisi aynen çikolata rengi ve kıvamında olduğu için bu kistlere yumurtalığın çikolata kistleri diyoruz.
Karnın içini örten periton dediğimiz zarın değişik bölgelerine de zar parçacıkları yerleşebilir ve orada da her ay kendi küçük adetlerini olarak, karın zarını tahriş edip, karın ağrısı yapabilir. Bazen bu parçacıkları rahmin kendisine giden sinirlerin de üzerine yerleşerek ve her ay adet kanamasıyla birlikte bunlarda şişerek, büyüyerek ve kanayarak bu sinirleri tahriş ederler ve kişilerde çok ağır adet ağrısına yol açabilirler. Yine rahim zarı parçacıkları bazen kalın bağırsağın üzerine de yapışır ve her ay adet olarak bağırsak duvarında büyür ve giderek bağırsağın içine doğru ilerler ve bazen bağırsağı delerek her ay makattan adet gibi aylık kanamalara yol açabilirler.
Kan yapıştırıcı bir özelliğe sahip olduğu için karnın içindeki zar parçacıkları her ay kanayarak, bazen çevre dokuları da kendisine doğru çeker yapıştırır ve yıllar içinde bazen rahim, yumurtalık, yumurtalık kanalları, kalın bağırsak, apandisit bölgesi ve ince bağırsağın bir kısmı karnın alt kısmında birbirine çimento gibi yapışarak bir blok oluştururlar. Buna da donmuş pelvis (prozen pelvis) diyoruz. Böyle durumlarda çok zor ameliyatlarla ancak sorun çözülebilmektedir. Yine rahim zarı parçacıklarının yaptığı yapıştırıcı ve sertleştirici etkiden dolayı da bazen böbrekten idrar torbasına gelen üreter dediğimiz idrar taşıyan tüplerin sıkışması, idrarı boşaltamaması ve zaman içinde böbreklerin şişerek böbrek yetmezliğine kadar gitmesi de mümkündür.
Dolayısıyla endometriozis, basit adet ağrısından kalın bağırsağın delinmesi veya böbreklerin yetmezliğine kadar yol açabilecek çok ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Bu yüzden teşhisin erken ve kesin olarak konulması ve önlem alınması kişinin genel sağlığı açısından da çok önemlidir.
Endometriozisin yumurtalıklarda kistleşme yapabilmesi veya dokuları birbirine yapıştırarak iç anatomiyi bozması durumunda da kadınlarda kısırlığa yol açabilmektedir ki, günümüzde bütün kısırlık olguların yaklaşık %20'sinde endometriozis görülmektedir. Endometriozis gerek kanalları bozup, tıkayarak gerek yumurtalıkları kistleşip, bir kısmını tahrip ederek gerek yapışıklıklar yaparak ve gerekse bazı bilinmeyen nedenlerle çocuk sahibi olma yönünde önemli bir engel olarak karşımıza çıkabilir.
Bu genel bilgiden sonra endometriozisin yarattığı şikayetlere bir göz atalım:
Endometriozis doğuştan da bulunabilmesine karşın, genç kızın adetleri başlayıncaya kadar bir şikayet vermez ama adetler başlayınca zar parçacıkları da kendi kanamalarını yaptığı için özellikle rahmin sinirlerine yakın yerlere yerleştiğinde çok yoğun adet kanamalarına neden olabilir. Dolayısıyla genç kızlardaki ağır adet ağrılarında bu teşhisin de olabileceğini düşünmek ve doktora gitmesinde fayda vardır. Böyle bir hasta bize geldiğinde ileri düzey detaylı ultrasonla bakarak yumurtalıkta çikolata kistinin olup olmadığına bakıyoruz. Aynı zamanda kan testleriyle de teşhis koymaya çalışıyoruz. Endometriozisin tanısı gecikirse kişilerde gelecekte kısırlığa yol açabilme ihtimali olduğundan genç kızlarda kist görülmese bile yıllık muayenelerle değerlendirilmeleri uygun olur.
Endometriozisin ikinci temel şikayeti de değişik adet düzensizliği, karın ağrısı gibi şikayetlerle gelen hastalarda gördüğümüz yumurtalık kistleridir. Bunlara çikolata kisti dediğimizi belirtmiştir. Bu kistlerin her ay adetle birlikte giderek büyümesi olası olduğundan küçük olanlar takip edilmeli, büyük olanlarsa ameliyatla alınmalıdır. Şu anki bilgilerimize göre 2-3 cm.'e kadar olan ve takiplerde değişmeyen, büyümeyen kistlerde takibe devam ediyoruz. Bunun üzerindeki kistlerde laparoskopik cerrahi yöntemiyle kistlerin alınmasını düşünüyoruz. Bir cerrah laparoskopik olarak karnın içine baktığı zaman daima yumurtalık kisti dışında karın zarının değişik yerlerinde serpiştirilmiş gibi görülen küçük kahverengi endometriozis lekelerini de görür ve bunların da tek tek yakılması gereklidir.
Cinsel hayata başlayan kızlarda da özellikle rahmin arkasındaki karın zarı bölgesine yapışmış endometriozis odaklarının ilişkide ağrı yarattığını biliyoruz. Dolayısıyla ilişkide özellikle derinde hissedilen ağrının endometriozisle ilgisi olabilir ve kişinin doktora bu yönden gitmesi gereklidir.
Evli kadınlarda çocuk sahibi olamamaları durumunda endometriozis akla gelmelidir. Bu kişilerde sperm sayımı, rahim filmi, yumurtlama normal olsa bile dördüncü neden olarak endometriozis düşünülmelidir. Bu kişilerde yapılan muayenede eğer yumurtalık kistine rastlanırsa yani çikolata kistlerine, yukarıda bahsettiğim gibi 3 cm. üzerindeki kistlerin alınması uygundur. Çoğu kez bundan daha büyük kistlere rastlanabilir. Karnın içi değişik endometriozis lekeleriyle dolu olabilir hatta pek çok organ birbirine yapışmış halde olabilir. Böyle durumlarda ince, titiz, uzun ameliyatlarla kadının yumurtalıklarına ve diğer organlarına zarar vermeden endometriozisin tamamını yok etmek gerekmektedir. Böyle bir ameliyattan sonra genç kadınların çocuk sahibi olmaları genellikle ameliyat sonrası ilk yılda başarılmalıdır. Çünkü sonraki yıllarda başarı şansı azalmaktadır.
Kısırlığın en ileri ve önemli tedavi yöntemi olan tüp bebekte de endometriozis zorluk teşkil eder. Bu hastalarda da eğer kistler 3 cm.'den büyükse ameliyat edilmeli ve sonra tüp bebek tedavisine başlanmalıdır. Yine de endometriozisin varlığı veya geçirilmiş olması, yumurtalık kalitesinin bozulması, rahme verilen bebeklerin tutunma şansını azaltması gibi sorunlara yol açabilmekte ve genel tüp bebek başarı şansını azaltmaktadır
Endometriozis, tamamı yok edilse bile yıllar içinde kişi adet oldukça ve kendisinde adet kanının geriye akma eğilimi oldukça tekrar geri gelebilir. Endometriozis bazen hayat boyu sürebilen bir hastalıktır ve zaman zaman ameliyatlara neden olabilir. Endometriozisin olmasını tamamen engelleyecek bir tedavi mevcut değildir. Bu sadece kadının menopoza girmesiyle mümkündür.
Genç kızlarda veya çocuk istemeyen kadınlarda endometriozis ameliyatıyla hastalık yok edildikten sonra doğum kontrol hapı gibi ilaçlarla hayatın devamı tavsiye edilir. Çünkü doğum kontrol hapları özel formülleri sayesinde endometriozisin geri gelmesi riskini azaltmakta veya büyüme hızını yavaşlatmaktadır. Bu kişilerde ameliyat, doğum kontrol hapı, bebek doğurma, tekrar doğum kontrol hapı, tekrar bebek doğurma, tekrar doğum kontrol hapı tarzında takibin faydası büyüktür. Endometriozis kistlerinde kanda CA 125 denilen bir maddenin arttığı bilinmektedir. CA 125 kanser vakalarında ve bazı diğer kistlerde de artar ama endometriozis kistlerinde de genellikle artar. Endometriozisten şüphelendiğimiz kişilerde mutlaka kanda bu testi yaptırıyoruz ve bunun yükselmesi durumunda bu kişinin kistleri olmasa bile daha detaylı endometriozis yönünden araştırılması gerekmektedir. CA 125 aynı zamanda ameliyat sonrası bu hastaların takibinde de kullanılabilir. Dolayısıyla CA 125 düşük olduğu sürece işler daha iyi, yüksek olduğu zaman da endometriozisin geri gelme şansı artmaya başlamış kabul edilir.
Bir zamanlar endometriozis tedavisinde kullanılan bazı iğnelere artık günümüzde yer verilmektedir. Bir zamanlar popüler olan genç kız veya kadınları suni menopoza sokmak, bunun için 3-4 ay iğne tedavisi yapmak ve daha sonra tedaviyi bırakmak yerine günümüzde ameliyat etmek ve doğum kontrol hapı ile devam etmek tercih edilmektedir.
Sonuçta genç kızlardaki basit adet ağrısından, ileri dönemlerde kalın bağırsağın tahrip edilmesi ve bu yüzden kalın bağırsak ameliyatlarına kadar gidebilecek çok geniş bir yelpazede endometriozise rastlanabilir. Hastalığın toplum tarafından bilinmesi ve algılanması gereklidir. Her zaman olduğu gibi erken teşhis ve erken tedavi en iyi sonuçları verecektir.
Prof. Dr. Teksen ÇAMLIBEL
ÖNEMLİ HUSUSLAR:
* BU KONUYA İLİŞKİN SORULARINIZI, AŞAĞIDA YER ALAN 'YORUMLAR' BÖLÜMÜNE YAZABİLİRSİNİZ! SORUNUZ SIRALAMAYA TABİ TUTULMAK KAYDIYLA, EN KISA ZAMANDA AYNI ALAN DAHİLİNDE YANITLANACAKTIR!
* FARKLI KONUYA İLİŞKİN SORULARINIZI, LÜTFEN E-POSTA ARACILIĞIYLA İLETİNİZ! SORUNUZ SIRALAMAYA TABİ TUTULMAK KAYDIYLA, EN KISA ZAMANDA KÖŞE YAZILARIM DAHİLİNDE YANITLANACAKTIR!
Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
|
|
Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.
|
|