Üzerinde hassasiyetle durduğum, verdiği manevi hazzı şahikalarda şehrimiz Çanakkale için bazı şeyler karalamıştık.
Yeterli şekilde temsil edilip edilemediğini, edilse bile 'Acaba daha neler yapılabilir?' diye düşünülmesi gerektiğini anlatmaya çalışmıştım.
Bir takım eksikliklerden söz etmiş, şehitlikteki ambulans ve sağlık ocağı sıkıntısına iki satır değinmiş, sağduyulu Çanakkale Valisi'nin bazı şeylerden haberdar olması için uyarıda bulunmuştuk.
Çanakkale valisi Orhan Kırlı, yazımızın çıktığı gün, sabah erken saatte aradılar. Kibarlığını bilirdik, duyuyorduk Vali Bey'in... Aynı kibarlık ve jantilikle meseleleri anlattı. Ellerinden gelen her şeyin yapıldığını vurguladı. Şehitlikle ilgili gereken ne varsa yapılacağını da ilave etti sözlerine...
Temizlik konusunda titiz davrandığını, Çanakkale'nin onun içinde önemli bir şehir olduğunu söyledi.
İşte olay bu! İşe hassasiyet göstermek... Bilgilendirmek, bilgilenmek.. Vali Bey her şeyi göremeyebilir. Alt kadroların işe sahip çıkması gerektiğini savunuyorum. Ve Çanakkale'yi sevenlerin hassasiyetine, ilgilerine güveniyorum.
Orhan Kırlı Valimiz Muğlalı... Muğla'nın sayfiyelik ve turistik yerlerini görmüş, oralarda yaşamıştır mutlaka... Onun için biraz daha hassas davranıyordur.
Laf arası, Truva filminde boy gösteren Truva Atı'nın gece ışıksız kaldığını söyledim ve söz aldım.
Bu ülke bizim, bu topraklar bizim... Başka Türkiye var mı? Ve başka Gelibolu, Kilitbahir, Kemalyeri, Eceabat var mı?
Gözlerim dolu dolu seyrediyorum memleketimin o güzel toprağını... Yüreğim dolu, dolu, yüreğim kabararak sesleniyorum Çanakkale'den Türkiye'ye... Çanakkale'ye her şey layık... Bilmeyenler bilsin...
***
MİNİ ETEK ABDEST Mİ BOZDU?
Mini eteğe karşı olanlar vardır. Dinine, imanına sadık kalanların tek derdi gibi gözükür mini etek...
Özellikle Arap ülkelerinde bu sıkıntı daha fazla hissedilir.
Bizde de yok değil tabii... Çağdaş bir ülkenin, en önemli sıkıntısı bu olmalıdır sanki!
Sözümüz nereden geldi mini eteğe? 'Durduk yerde ne minisi kardeşim' der gibisiniz?
Efendim Kuveyt Jazeera Havayolları, İstanbul seferlerine başlıyormuş... Çırağan Otel'de bir davet vermişler... Kuveyt'in omzu kalabalıkları toplanmışlar... Hepsi bir arada, beşi birlik gibi... Davet olduğundan içki servisi mevcut, alkolsüz efendim... Genç ve güzel kızlar mini etekleri ile servise başlamışlar... Pasta kesilirken hazır bulunmuş mini etekli garsonlar... Bizim Kuveytliler mırın kırın ederek işe bozulmuşlar...
'Ne böyle mini etekli garsonlar' diyerek tepki koymuşlar... Anında bir operasyon ve mini etekli garson kızlar gitmiş, yerine sırım gibi delikanlılar pasta servisi yapmış... Gecenin görüntüsü bu... Hani biraz da 'yersen' gibilerden...
Davete katılan bir konuk çok bozulmuş bu işe, 'Yahu bu kadar cinslik mi olur? Kardeşim hepsinin gözleri ferfecir okuyor, dönüp mini eteğe bakıyorlar... Geceleri ne yaptıklarını biz biliyoruz. Ayrıca; bu ülke bizim, bizim şartlarımıza uymaları gerekmiyor mu?' diyerek... Doğru söze ne denir?
Ardından; Erzurum'da açılan bir bar takıldı gözüme... İranlı taze kızlar akın ediyorlarmış... Hepsi birbirinden minili, yarı çıplak pozda... İran'da nasıllar dersiniz? Kara çarşaf, sadece gözleri gözükmekte... Saçının tek teli gözükmeyecekmiş kadınların... Yahu, bu erkek milleti bu kadar mı sapık! Pardon şimdiye kadar hiç saçtan tahrik olan bir erkeğe rastlamadım. Bence kendine güvensizliğin resmidir bu yapılanlar... Yalan mı?
***
‘SOKAKLARA İŞEMEYİN !’
Bir haber geldi önüme... 'Medeni kurallar' nelerdir, bir bir açıklamışlar...
İlk medeniyet kuralı İngilizlerden; 'Sokaklara işemeyin!'
Enteresan değil mi?
İkinci kural daha da enteresan; 'Donsuz gezmeyin!'
Bu kurallar İngilizler için değil ama dikkat!
İngiltere'de yapılacak bir maraton yarışmasında, Tanzanya koşacakmış, Tanzanyalılar için bu kurallar.
Tanzanya'nın en savaşçı kabilesi Masahililer için...
İşemeyin, sıçmayın, donsuz gezmeyin!
Bizde, yani Türkiye'de donsuz gezenleri pek fazla göremeyiz de sokaklara işeyenlere sık sık rast geliriz.
Hele şöyle hava bir sıcak olsun, piknik alanları dolsun, sahiller de mangallar yansın, bir çıkın geziye, görün adım başı işeyen tipleri...
İnanın kadınlar da ayak uydurmuş bu işeme işine...
Sessiz sakin yürürken sahilde, çalılıkların arasından bir hışırtı geldi. Ürküp yavaşladım. Eteğinin altından donunu çeken bir hatun kişi çıkıverdi önüme... Göz göze geldik; 'Pardon' dedi. Sıkışmış kadıncağız, ne yapsın!
Önemli olan şehirlerarası yollar esasında... Adım başı benzinlik olan bu yollarda, sağda, solda arabasını durdurup ağaç dibine, hatta aracın tekerleğine işeyen tipleri görmek mümkün...
Biz de katılsaydık bu maratona, acaba bize de böyle 'Medeniyet kuralları' bildirisi dağıtırlar mıydı?
İşemenin, sıçmanın bir yeri olduğunu, bırakın Tanzanyalı'yı, bizde bile bilen yok ya!..
GÜNÜN SÖZÜ
Dünyada en zor şey, insanın kendini bilmesidir. THALES
Vehbi DİNÇCAN
Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.