ANASAYFA  |  HABER  |  MODA  |  GALERİ  |  MEKAN  |  MİZAH  |  YARIŞMA  |  SAĞLIK&GÜZELLİK  |  KÜLTÜR&SANAT
ÜYE GİRİŞİ
MX ARAMA
HAFTANIN YARIŞMASI
Bitiş Tarihi: 23 Kasım 2008

SOYAKA ISOYAMA

MARK FISHER
ANKET
KADIN DEDİĞİN...
Elinde Maşası Olandır
Cebinde Parası Olandır
Evliliğe Niyet Flört Edendir
Çapkınlığı Sevendir
İyi Sevişendir
Ev Kuşudur
Hiçbiri
SONUÇLAR  |  ARŞİV
KASIM ASTROLOJİ YORUMLARI
BİLAL ÖZCAN YAZIYOR
BİLAL ÖZCAN
e-posta | kimdir | arşiv
ZEKİ MÜREN NASIL 'DEVRİMCİ' OLDU ?


Şölen Çikolataları'ndan bir paket geldi. İçinden bir küçük kutu çikolata ve Zeki Müren'in radyo kayıtlarının bulunduğu üç ayrı CD çıktı...

 

Kendi sesinden şarkılarının anonsları ve şarkılar ile türküler... Radyo günleri kayıtları... Reklâmcı babasının arşivinden 44 yıllık kayıtları bulup çıkartan Gülgün Cündübeyoğlu'na ve bu hazinenin halka sunulmasına destek olan Şölen Çikolotaları'na teşekkür ediyorum.

 

CD'leri dinlerken yıllar öncesine gittim... Zeki Müren, Türkiye'ye gelmiş geçmiş en güzel sesli solisttir. Kim ne derse desin! Hem sesi benzersizdi, hem de yorumu mükemmeldi. Engin bir müzik kültürüne vakıftı... Yaklaşık 5 bin şarkılık bir repertuarı vardı. Ve o büyük bir devrimciydi...

 

"Libarace'yi nereden buldun?"…

 

1995 yılıydı... Bir televizyon çekimi için Las Vegas'a gitmiştim. Las Vegas'ı tanıtırken, bir döneme imzasını atan Libarace (Wladziu Valentino Liberace/1919-1987) isimli şarkıcının müzesinde çekim yaptım. O program ekranda yayınlanınca Zeki Müren Bodrum'da inzivaya çekildiği evinden aradı: "Dün gece programını izledim. Nereden buldun Libarace'yi, bravo sana. Bak bir sırrımı vereceğim. Ben sahnelerde kendime Libarace'yi örnek aldım. Las Vegas'ta çalıştığı müzikholde onu izleyince kararımı verdim ve Türkiye'ye dönünce sahnelerde devrim yaptım. Kostümlerimde, saz heyetinde, sahnede yaptığım yenilikler çok daha başarılı olmamı sağladı..."

 

Zeki Müren, 1950'li yılların sonunda, ölünceye kadar yanından ayırmadığı en yakın arkadaşı Şahap Koptagel ile bir dünya turuna çıkmıştı. (Bir generalin oğlu olan sevgili Koptagel, Zeki Müren'den sadece iki ay sonra Ankara'da üzüntüsünden vefat etti; bunu hiç kimse bilmez) Amerika kıtasında, önce New York'a, sonra Los Angeles'a, ardından Las Vegas'a uğradılar.

 

Zeki Müren, Las Vegas'da izlediği piyanist şantör Libarace'ye hayran kaldı. Libarace piyanosunu çalıp şarkısını söylerken üzerinde bulunduğu sahne, ağır ağır 360 derece dönüyordu. Adamın, kabarık ve arkaya doğru taranmış saçları ışıl ışıl, gümüş gibi parıldıyordu. Sahnede papyon da takıyor, smokin de, kaftan da şort da giyiyordu. Üstelik kostümleri de müthiş parıltılıydı...

 

Ve hepsinden ilginci; yüzüne, gözüne makyaj yapıyordu. Sahneye çıkarken, yukarılardan bir yerden salıncakla geliyordu. Zeki Müren Libarece'ye hayran kalmıştı. Şahap Koptagel'e, "Türkiye'ye döner dönmez onun yaptıklarını yapacağım" dedi. Ve yaptı da...

 

Onlar kan kardeşti…

 

Sahnelerde devrim yaptı. Bu, herkesi şaşırtan büyük bir devrimdi. Milyonlar tarafından hemen benimsendi. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de çalıştığı gazinolar doldu taştı. Kadınlar da erkekler de, yüzünde makyaj ve mini etekle sahnelere çıkan Zeki Müren'i ayakta alkışladı. O güne kadar saz heyetinin smokin giyip papyon takması görülmüş şey değildi. Şarkılarına uygun dekorlar ve döner sahne yaptırdı. Sahneye 'T' podyum inşa kurdurdu. Arkasında ilk kez o vokalist kullandı.

 

Libarece'yle ilgili anılarını hem kendisinden, hem de Koptagel'den dinledim. Bizi, vefatından iki ay önce Bodrum'daki evinde sıcak bir yaz günü Zeki Müren tanıştırmıştı. Şahap Koptagel, Müren'in kimseyi almadığı evine girebilen tek insandı. Onlar kan kardeşti. Dostlukları, Zeki Müren'in Ankara'da yedeksubaylık yaptığı günlerde başlamış ve ölene kadar sürmüştü. Şahap Koptagel, Zeki Müren'in ölümünden bir ay sonra Ankara'daki evinde, yaşamındaki ilk ve son röportajı benimle yapmıştı. İkisi de nur içinde yatsın.

 

Vasiyetini bana açıkladı…

 

Müren vefatından önce, tüm servetini Mehmetçik Vakfı ile Türk Eğitim Vakfı'na bağışlayacağını telefonda, benim TV programımda anlatmıştı. Vefatından sadece 6 ay önce... Aynı programda tüm malvarlığını da 70 milyona tek tek saymıştı...

 

Ve eklemişti: "Çok istedim ama bu güne kadar bir konservatuar kuramadım. Belki ölümümden sonra biri çıkar bir müzik okulu açar ve belki de adını 'Zeki Müren Mektebi' koyar; kim bilir?.." 26 Eylül 1996'da hayata gözlerini yumdu…

 

Bir arzusu da Bodrum'daki evinin müze yapılmasıydı. Vefatından sonra aylar geçiyor, mirasını paylaşan iki vakıf da bu konuda adım atmıyordu. 1998'de yine Las Vegas'a gittim... Bu kez, Amerikalılar'ın, Zeki Müren'in örnek aldığı sanatçı Libarace'nin yaşadığı evi nasıl müze haline getirdiklerini uzun uzun anlattım. Sanatçının, kostümleri, ödülleri, piyanoları, takıları, plakları, otomobilleri, tüm özel eşyaları aynen korunmuş ve modern bir müze haline getirilen evinde sergileniyordu. Müze'nin bir bölümünde Libarace ile ilgili hatıra eşyalar satılıyordu.

 

Unutulmaktan korkuyordu…

 

Anahtarlıklar, kravatlar, şapkalar, kravatlar, çoraplar, kolyeler, yüzükler, tşörtler, kalemler, çakmaklar v.s... Libarece öleli 20 yıl olmuştu, ama Amerikalı o büyük sanatçıyı yaşatıyordu. Turistler bilet alıp içeri girebilmek için müzenin önünde kuyruğa giriyordu. İki yıl önce ölen Zeki Müren'in Bodrum'daki evi ise izbe gibiydi. Kapısına kilit vurulmuş, kaderine terkedilmişti. Tüm servetini bıraktığı iki vakıf onun anısına sahip çıkmıyordu. Zeki Müren buna layık değildi. Programda bunları gösterdim ve söyledim.

 

Yaptığım o program yılın en iyi televizyon haberi ödülünü kazandı. Ve 1,5 yıl sonra Zeki Müren'in Bodrum'daki evi 'Zeki Müren Müzesi' olarak açıldı.

 

Zeki Müren'in en büyük endişesi öldükten sonra bir gün unutulmaktı. Telefonda yaptığımız uzun ve duygu dolu bir konuşmanın sonunda şöyle demişti; "Eğer bir gün bu dünyadan göçersem, yaptıklarımın unutulmamasını dilerim."

 

Seni ve yaptıklarını bu millet unutur mu sevgili Zeki Müren?...

 

Bak işte; yarım asır önceki radyo kayıtlarını bulup çıkarttılar. Seni hiç görmeyen gençler bile radyo mikrofonundan yaptığın anonsları, söylediğin şarkıları, türküleri dinleme şansı buluyor. Sen bu dünyaya imzanı attın da gittin. Unutulmadın ve unutulmayacaksın. Rahat uyu.

 

Bilal ÖZCAN


Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
YORUMUNUZ
Adınız Soyadınız

E-posta Adresiniz (sayfada görünmez)

YORUMUNUZ

Yanda gördüğünüz sayısal güvenlik kodunu onun yanındaki kutucuğa yazmalısınız.
   
Sayfayı Arkadaşına Öner
Kendi E-posta adresinizi yazın

Arkadaşınızın e-posta adresini yazın

Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.

Henüz Yorum Yapılmamış
Yazarın Diğer Yazıları
KÖŞE YAZILARI
 


ANASAYFA · HABER · MODA · MEKAN · GALERİ · SAĞLIK&GÜZELLİK · KÜLTÜR&SANAT · MİZAH · YARIŞMA

Üyelik | Reklam | Künye | İletişim


MagazineXtra.com © 2007-2008 | Her hakkı saklıdır.
Sitemizden farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden MagazineXtra.com sorumlu tutulamaz.