ANASAYFA  |  HABER  |  MODA  |  GALERİ  |  MEKAN  |  MİZAH  |  YARIŞMA  |  SAĞLIK&GÜZELLİK  |  KÜLTÜR&SANAT
ÜYE GİRİŞİ
MX ARAMA
HAFTANIN YARIŞMASI
Bitiş Tarihi: 23 Kasım 2008

SOYAKA ISOYAMA

MARK FISHER
ANKET
KADIN DEDİĞİN...
Elinde Maşası Olandır
Cebinde Parası Olandır
Evliliğe Niyet Flört Edendir
Çapkınlığı Sevendir
İyi Sevişendir
Ev Kuşudur
Hiçbiri
SONUÇLAR  |  ARŞİV
KASIM ASTROLOJİ YORUMLARI
ÇOCUKLARIMA İYİ ANNELİK YAPAMADIM !   * * *   DEMET'İN LİSE AŞKIYDIM..   * * *  
ALİ EYÜBOĞLU YAZIYOR
ALİ EYÜBOĞLU
e-posta | kimdir | arşiv
AYSUN KAYACI’NIN NE ÇOK SEVENİ VARMIŞ!


Bir dönem “Kurtlar Vadisi” fanatikleri yapıyordu böyle...

 

Diziyle ilgili suya sabuna dokunan bir şey yazdığımda e-posta yağmuruna tutuyorlardı beni.. Pazartesi günkü “Gaf kraliçesi” Aysun Kayacı yazım da, e - posta sağanağına neden oldu. Yüzlerce mail aldım.

 

Doğrusunu söylemek gerekirse çoğu Kayacı’dan yanaydı. Aldığım e-postalar, aslında Aysun Kayacı’nın yalnız olmadığını da gösterdi.

 

O maillerde yazılanların ortak noktası şuydu:

“Aysun Kayacı, aslında hepimizin düşündüğü ama açık açık söyleyemediği şeyi büyük bir cesaretle çıkıp uluorta söyledi.”

 

Gelen e-postalar arasında bana destek verenler de vardı, ama onlar azınlıktaydı. Mail gönderen 100 kişiden 56’sı Kayacı’ya haksızlık ettiğim, yüzde 37’si az bile yazdığım görüşündeydi. Yazımı okuduktan sonra görüş bildirenlerden yüzde 7’si ise “orta yol”cu, yani “Senin de haklı olduğun konular var, Aysun Kayacı’nın da” diyenlerdendi.

 

Bu vesileyle şunu vurgulamakta yarar görüyorum. Aysun Kayacı’nın olay yaratan son konuşmasında söylediklerinden gecekondu kısmı hariç hiçbirine katılmıyorum.

 

Ama ister Aysun Kayacı olsun, ister bir başkası herkesin işi hakaret boyutuna vardırmadan düşüncesini çekinmeden açıklamasını sonuna kadar savunuyorum.

 

Ve bu konuyu Ordulu şair Ali Öztürk’ün gönderdiği bir şiirle şimdilik noktalıyorum.

 

Ali Öztürk, “Onlar” için yazdı…

 

Programın adı “Haydi Gel Bizimle Ol”;

İyi de, biz sizinle nasıl olalım ayol (!)

Sizde parfüm, bizde ise ter kokusu var

İstesek de bizi aranıza kim sokar?

İstanbul’a göçüp geliyorsak durmaksızın yazın, kışın

Keyfimizden mi sanıyorsun sen kültürü kıt sarışın!

Memlekette iş yok, aş yok; para yok, umut yok

Sürünüp duruyoruz her gün yarı aç, yarı tok

Neymiş de yedi göbek İstanbulluymuş Pınar Kür

Geldik İstanbullu olduk, biz de artık Allah’a şükür (!)

Sanki şu koskoca İstanbul sizin babanızın çiftliği

“Gelmeyin” demek kolay bilmeden taşradaki işsizliği

Sizler eğlenirken gece kulüplerinde, barlarda

Bizler vatanı bekliyorduk, gece gündüz dağlarda

Ne fark eder ki, saraydan, köşkten gelse bile soyunuz

Çobanınki kepenek de; sizin, samur kürk mü oyunuz?

 

***

 

Balyajlı Mumcu ve niyet okuyucu…

 

Birçok TV kanalında benzer sabah programları var. Kimi bir gece önceki ana haber bülteninin bantlarını aynen yayınlıyor “yeni” diye, kimi de bir veya iki sunuculu canlı yayınla çıkıyor seyirci karşısına.

 

Bu programların değişmeyen köşelerinden biri de “Basında bugün”, “Manşet turu” veya “Yazılı basın” başlığı altında gazetelerin birinci sayfalarını ekrana taşımak...

 

Dünkü Sabah’ın 1. sayfasında ‘Kızıl balyajlı başkan’ başlıklı bir haber vardı CHP’li Meclis Başkan Vekili Güldal Mumcu’yla ilgili...

 

Dikkat ettim bazı sunucular, Güldal Mumcu’nun saçlarına yaptırdığı kızıl balyaj haberinin 1. sayfaya taşınmasındaki niyeti okuyarak verdi bu haberi...

 

Çünkü Mumcu, TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın Çin’de olduğu dönem TBMM’yi yönetirken 301. Maddeyle ilgili değişiklik önergesini işleme koymadığı için bir hayli eleştirilmişti.

 

Sabah’ın patronu Dinç Bilgin veya Turgay Ciner olsaydı sunucular bu habere bu gözle bakar mıydı?

 

Hiç sanmam...

 

Güzel bir magazin haberi deyip geçerlerdi.

 

Patronajıyla birlikte Sabah’ın haberlere bakışının değişip değişmediği ayrı bir konu ama bazı insanların Sabah’a bakışının değiştiği bu haberden belli...

 

***

 

Üsküdar polisini bekleyen tehlike…

 

Pasaportumun süresini uzatmak için gittiğim Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde beklerken binadaki bir gariplik dikkatimi çekti.

 

4-5 katlı binanın taşıyıcı kolonlarından biri boydan boya yarılmış. Tabii bu yarılmadan betonarme de nasibini almış. Böyle durumlarda yapılması gereken şey, teknik bir heyet getirip onların vereceği rapor doğrultusunda gerekeni yapmak!

 

Tabii bu tip bina takviyeleri para işi... Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü binasına yapılan şey ise takviye yerine kamufle... Binadaki 5-10 cm arasında değişen çatlak dışarıdan metal, içeriden de ahşap kaplamayla kapatılmış.

 

Yapılan bu operasyon olası bir depremde binanın yıkılmasını engeller mi?

 

Sanmıyorum.

 

Şimdi, bu binayı yaparken malzemeden müteahhitle, bu kamuflaja karar verenler arasında sizce bir fark var mı?

 

Üsküdar İlçe Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, bu çatlağı incelemesi için binaya teknik bir heyet çağırmış da, onlar da “Önemli bir şey değil” demişse o da başka.

 

O çatlağa bakıp böyle bir rapor veren varsa da, o ya polisi sevmiyordur, ya da polisten korkusuna böyle bir rapor vermiştir.

 

Ali EYÜBOĞLU


Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
YORUMUNUZ
Adınız Soyadınız

E-posta Adresiniz (sayfada görünmez)

YORUMUNUZ

Yanda gördüğünüz sayısal güvenlik kodunu onun yanındaki kutucuğa yazmalısınız.
   
Sayfayı Arkadaşına Öner
Kendi E-posta adresinizi yazın

Arkadaşınızın e-posta adresini yazın

Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.

Henüz Yorum Yapılmamış
Yazarın Diğer Yazıları
KÖŞE YAZILARI
 


ANASAYFA · HABER · MODA · MEKAN · GALERİ · SAĞLIK&GÜZELLİK · KÜLTÜR&SANAT · MİZAH · YARIŞMA

Üyelik | Reklam | Künye | İletişim


MagazineXtra.com © 2007-2008 | Her hakkı saklıdır.
Sitemizden farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden MagazineXtra.com sorumlu tutulamaz.