ANASAYFA  |  HABER  |  MODA  |  GALERİ  |  MEKAN  |  MİZAH  |  YARIŞMA  |  SAĞLIK&GÜZELLİK  |  KÜLTÜR&SANAT
ÜYE GİRİŞİ
MX ARAMA
HAFTANIN YARIŞMASI
Bitiş Tarihi: 23 Kasım 2008

SOYAKA ISOYAMA

MARK FISHER
ANKET
KADIN DEDİĞİN...
Elinde Maşası Olandır
Cebinde Parası Olandır
Evliliğe Niyet Flört Edendir
Çapkınlığı Sevendir
İyi Sevişendir
Ev Kuşudur
Hiçbiri
SONUÇLAR  |  ARŞİV
KASIM ASTROLOJİ YORUMLARI
BİLAL ÖZCAN YAZIYOR
BİLAL ÖZCAN
e-posta | kimdir | arşiv
GURBETÇİ ALBÜMÜ


Almanya'da yaşayan müzik yönetmeni Mustafa Kuş güzel bir albüme imza attı; 'Zamanla Kıyasıya'... Gönderdi, dinledim ve beğendim. İlhan Atmaca, Edlira Atmaca, Turan Bozburun ve Levent Gürler...

 

Yıllar önce Almanya'ya giden gurbetçi ailelerin çocukları. Nürnberg'de yaşayan ve müzik aşkıyla yoğrulan 4 genç, 20 yıl birlikte müzik yapmış. Gruplarının ismi Karma. Albümleri ise bu birlikteliğin, dostluğun ürünü. Anadolu Rock tarzında, insanı sıcacık sarıveren, zaman zaman kanını kaynatan, zaman zaman da duygusallaştıran şarkılar...

Albümün yapımcısı Taner Dayangan da gurbetçi bir işadamı. Anlayacağınız; çalan, söyleyen, yöneten ve parayı bastırıp albümü çıkartan hep gurbetçi...

Albümdeki şarkıların çoğunun söz ve müziği Mustafa Kuş'a ait. 'Yeniden Yaşarız', 'Ayrılık Türküsü', 'Bizi de Götür', 'Gençlik' ve 'Başak' en beğendiğim şarkılar. 'Gençlik' şarkısının sözlerini ise bir başka gurbetçi sanatçı Serap Erkan yazmış...

 Son derece anlamlı ve güzel sözler. Grubun solisti İlhan ise şarkıları hem söylüyor hem de sanki yaşıyor gibi...

Albümde ayrıca, herkesin bildiği iki de anonim türkü var. Hepsini de severek dinledim. Dinlerken, kah bugünü yaşadım, kah yıllar öncesine gittim. Biraz Ersen Dadaşlar'a, biraz Moğollar'a... Elinize, dilinize sağlık gurbetçi dostlar; yola devam.

ATLAS BEBEK VE TROYA

Mustafa Erdoğan'ın yeni prodüksiyonu Troya'yı ilk günlerde izleyemedim. Çok istediğim halde galasına gidememiştim. Kısmet önceki güneymiş. Doğan Yayın Holding'in iştiraki olan 'bravoo' şirketi, tanıtım gecesinde tüm konuklarını 'Troya' gösterisiyle ağırladı. Her gün 5-10 arası davetiye gelir. Bazısına katılırım, bir kısmına katılamam. Ancak bu davete adeta uçarak gittim. İtalyan genel müdürün 'hoşgeldiniz' konuşması çok güzeldi. Özellikle, konuşmasının bir bölümünü Türkçe yapmaya çalışması oldukça sempati topladı.

Mustafa Erdoğan'ı görmeliydiniz, Kucağında Atlas Bebek, oradan oraya koşuşturuyordu. Bir sahne arkasında, bir protokol sırasında, bir ses ve ışık masasında...

Atlas Bebek henüz 1,5 yaşında. Ancak belli; Mustafa Erdoğan, minik oğlunu şimdiden işine ve çalışma ortamına alıştırıyor. Yoksa o saatte, karanlık, kalabalık ve yüksek volümlü bir ortamda o yaşta çocuğun ne işi var? Atlas Bebek büyüyünce ya babası gibi bir dansçı, sanat yönetmeni olur ya da annesi Gülben Ergen gibi şarkıcı, şov kadını...

Tabii ki öncelikle sağlıklı ve şanslı olsun.

‘Anadolu Efsanesi Troya' gösterisini çok beğendim. İki bölümden oluşan 90 dakikalık görsel ve işitşel bir şölen. Kostümler, başlıklar, sahne altından yükseler askerler, Hektor, Agamemnon, Helena, Paris, Akhilleus, Tanrı Zeus, her şey çok mükemmeldi.

Hele o, kılıçlardan çıkan kıvılcımlar ne kadar etkileyiciydi. Ve de uçarak gelen tanrılar. Bir an, Brodway'de müzikal izlediğimi zannettim. Anadolu Ateşi'ni 9 sene önce kuran Erdoğan'ın hâlâ dünyayı dolaşan önceki gösterisi de çok iyiydi. Ancak Troya mükemmel; kutlarım.

FENER’İN BREZİLYALILAR’I EMRE’Yİ ‘HAM’ YAPAR!

Şampiyonluğu, şahlanan 'Galatasaray Ruhu'na kaptıran Aziz Yıldırım yaşadığı büyük şokun etkisiyle önemli bir hata yaptı. Bu hatanın takımdaki yansımaları, Fener'e 2009 sezonunu da kaybettirecek. Neden mi böyle düşünüyorum. Cevabı basit...

Emre'nin transferi Fener'i şimdiden karıştırdı da ondan. Taraftarlar, 'Emre'yi isteyenler ve istemeyenler' diye iki gruba bölündü. İstemeyenler internnet siteleri bile kurdu. Fener medyası da ikiye ayrıldı. Yazarlar köşelerinde günlerdir Emre'yi tartışıyor.

Soruyorum size, İyi bir transferin kulübe nasıl etkisi olur? Taraftarı sevindirir, güldürür ve birleştirir değil mi? Emre Belezoğlu ise Fener'i böldü. Sanki düşmanın ortasına atılmış bir el bombası. Ama daha patlamadı, Şimdilik pimi çekildi ve fırlatıldı. Hele bir düşsün patlasın, siz gümbürtüyü o zaman seyredin. Ne zaman mı? Lig başlayınca tabii... Sabırsızlanmayın, şunun şurasında Ağustos'a ne kaldı.

Neden mi böyle düşünüyorum; anlatayım... Daha iyi anlaşılması için Kezman örneğini ele alalım, Emre asla Kezman değildir. Kezman'ı yönetebilirsiniz, ama Emre'yi asla. Sadece yönettiğinizi sanırsınız. Kezman çoğunluğa uyar, Brezilyalılar'ın üstünlüğünü kabul eder, bir adım geride durmaya razı olur.

Çünkü Kezman çok iyi profosyoneldir, Haksızlığa uğradığı zamanlarda bile sineye çekebilir, tepki göstermez. Emre lider ruhlu bir oyuncudur ve öne çıkmak ister. O Türk milli takımının kaptanıdır. Ve o artık vatanına dönmüştür. Fenerbahçe de kendi ülkesinin takımı olduğuna göre Brezilyalılar'a ne oluyor? Dolayısı ile takımda Alex'in değil, kendi borusu ötmelidir. Bunu hiçbir zaman dillendirmese de takım içi ilişkilerine yansıtacaktır. Bir başka gerçek de şudur; Emre sahada, içinde hep bir şeytan besler.

Ona, zaman zaman şaşırtıcı hırçınlıklar, anlamsız fauller, aniden parlayan öfkeler, el-kol hareketleri yaptıran küçük bir şeytan. Ve Emre, sanki ruh haliyle paralellik gösteren şekilde, ilginç sakatlıklar yaşayan bir futbolcudur. Demem şu ki; yaşayacağı ve yaşatacaklarıyla... Bence, Emre bu yıl Fener'in kabusu olacak ve sonunda Brezilya lobisi onu 'ham' yapacaktır.

METRO HAMAM GİBİ!

Havalar artık iyice ısındı... Arabanın içinde insan bunalıyor. Klimayı çok mecbur kalmadıkça açmıyorum. Ama bazen trafik bir tıkanıyor, sıkıntı basıyor. Güneş tepende, dur kalk, dur kalk, Camlardan içeriye esinti girmiyor. Sıcak havada trafik hiç çekilmiyor. O yüzden, gazete binasından Taksim'e giderken metroya bindim. Keşke, İstanbul'un her yerine metro ile ulaşım olsa. Keşke, İstanbul Belediyesi lalelere ve saçma sapan tanıtım giderlerine harcadığı milyonlarca lirayı da metro yatırımı bütçesine eklese...

Metro, modern bir şehiriçi ulaşım sisteminin olmazsa olmaz şartı. Metro, medeniyet demek. Metro, insanca toplu taşıma demek. Metro, hızlı ve rahat ulaşım demek. 

***

 Esentepe'den Taksim, metroyla 10 dakika bile sürmüyor. Tren geldi, vagona girdim; o ne? İçerisi hamam gibi. Bir tellak ile kese eksik. Göbek taşı olmasa da olur. Sanki, metro vagonu değil, hamamın rayda gideni... Misal; Tekerlekli hamam! Vagon kalabalık değil ama çok havasız ve sıcak.

Havalandırma çalışıyor mu çalışmıyor mu belli değil. Çalışıyorsa bile çok yetersiz. Ne zaman vagondan indim, "Oh dünya varmış" dedim. Büyükşehir Belediyesi, bilet ücretlerine zam yaparken gösterdiği özeni, verdiği hizmetin kalitesine de gösterse iyi olur. Yaz mevsimine girerken klimaları kontrol ettirmek zor iş mi?




Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
YORUMUNUZ
Adınız Soyadınız

E-posta Adresiniz (sayfada görünmez)

YORUMUNUZ

Yanda gördüğünüz sayısal güvenlik kodunu onun yanındaki kutucuğa yazmalısınız.
   
Sayfayı Arkadaşına Öner
Kendi E-posta adresinizi yazın

Arkadaşınızın e-posta adresini yazın

Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.

Henüz Yorum Yapılmamış
Yazarın Diğer Yazıları
KÖŞE YAZILARI
 


ANASAYFA · HABER · MODA · MEKAN · GALERİ · SAĞLIK&GÜZELLİK · KÜLTÜR&SANAT · MİZAH · YARIŞMA

Üyelik | Reklam | Künye | İletişim


MagazineXtra.com © 2007-2008 | Her hakkı saklıdır.
Sitemizden farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden MagazineXtra.com sorumlu tutulamaz.