ANASAYFA  |  HABER  |  MODA  |  GALERİ  |  MEKAN  |  MİZAH  |  YARIŞMA  |  SAĞLIK&GÜZELLİK  |  KÜLTÜR&SANAT
ÜYE GİRİŞİ
MX ARAMA
HAFTANIN YARIŞMASI
Bitiş Tarihi: 23 Kasım 2008

SOYAKA ISOYAMA

MARK FISHER
ANKET
KADIN DEDİĞİN...
Elinde Maşası Olandır
Cebinde Parası Olandır
Evliliğe Niyet Flört Edendir
Çapkınlığı Sevendir
İyi Sevişendir
Ev Kuşudur
Hiçbiri
SONUÇLAR  |  ARŞİV
KASIM ASTROLOJİ YORUMLARI
BİLAL ÖZCAN YAZIYOR
BİLAL ÖZCAN
e-posta | kimdir | arşiv
İSVİÇRE KEBAP MI, FONDÜ MÜ?


Gazetelerin en önemli sorunu yaratıcılık... Bakıyorsunuz çoğunda birbirinin aynı bakış açıları, benzer başlıklar, aynı haberler.

 

İsviçre'nin Blick gazetesi Fatih Terim'i maçtan önce döner tezgâhına koyunca bizimkiler de maçtan sonra aynısını yaptı. Blick'de Terim döner olmuştu; Hakan Yakın elinde döner bıçağı, 'Fatih Terim döneri'ni kesiyordu.

 

Maçı aldık ya; Vatan gazetesinde önceki gün yayınlanan karikatürde ise 'İsviçre Kebap oldu’ başlığının yanında, Arda'yı 'İsviçre teknik direktörü döneri'ni keserken gösteren karikatür vardı. Galibiyet sonrası Akşam gazetesinin manşeti ise, 'Döner değil acılı Adana' şeklindeydi.

 

Anlayacağınız, gazete editörlerinin yaratıcılığı kebap çeşitleriyle sınırlıydı. Belli ki hiçbirinin aklına, "Yahu bu İsviçre'nin en meşhur yemeği neydi?" diye sormak gelmemişti...

 

Niye mi böyle düşünüyorum. Hiçbir gazetede, 'İsviçre'yi fondü yaptık' diye bir başlık görmedim de ondan. Fondü, tüm dünyada, özellikle Avrupa'da çok iyi bilinen bir İsviçre yemek kültürüdür...

 

Malum; İsviçre, peyniri ve çikolatası ile meşhur. Fondü, peynirle de, çikolata ile de hazırlanabiliyor. Altı mumla ısıtılan, seramik veya alüminyum bir fondü kabının içine peyniri doğruyorsunuz...

 

Peynir, altındaki mumun sıcaklığıyla yavaş yavaş erirken, tabakların içine kızarmış patates, karnabahar, çeri domates, yeşilbiber, turp, havuç, kızarmış ekmek gibi malzemeler hazırlanıyor.

 

Sonra, ailenin fertleri masaya, fondünün etrafına oturuyor. Herkes elindeki uzun çatallara yukarıdaki malzemeden dilediğini takıp, erimiş, sıcak peynirin içine daldırıyor. Fondü, çikolatayla yapıldığında ise tabaklardaki malzemeler, elma, portakal, çilek, muz, kiraz, kivi gibi meyvelerden seçiliyor. Özellikle soğuk, karlı kış gecelerinde fondünün keyfine doyum olmuyor.

 

Fatih Terim'i şişe geçiren İsviçreli gazete editörünün amacı, milli yemeğimiz sayılan döner kebabı kullanarak ince ince dalgasını geçmek, bunun keyfini yaşamaktı. Maçtan önce bunu başardı sayılır...

 

Hepimiz sinirlendik, söylendik...

 

Ama maçı biz kazandık. Nihai olarak dalga geçme sırası bizdeydi. Biz de onları milli yemekleriyle vurup, 'Fondü gibi erittik' diyebilirdik. Fondü peynirinin yerine de, İsviçre teknik direktörünün eriyen peynire benzer surat illüstrasyonunu çizebilirdik. Arda ile Semih de aynı tablo içinde, ellerindeki çatalı peynire saplamış olurlardı.

 

Fondü kabının üzerine küçük bir İsviçre bayrağı iliştirince karikatür tamamlanırdı. Böyle yapsaydık, atacağımız manşetin sesi İsviçre'den duyulur, İsviçre'nin nezaketsiz basınına da hak ettiği yanıtı tam vermiş olurduk. Ama bizim gazeteler işin kolayına kaçtı. Kebap'tan öteye gidemedi.

 

***

 

KAHVE DÜNYASI ŞIMARDI MI?

 

Son yıllarda çok sayıda kahve zinciri açıldı... Çay ülkesi Türkiye, kahveyi çok sevdi. Konforlu bir ortamda onlarca kahve seçeneğini bir arada sunabilen kahve markaları Türk halkının alışkanlıklarını değiştirmeye başladı. Bu zincirlerin yıllık müşteri sayısının 10 milyonu aştığı tahmin ediliyor. Yıllık pazar hacmi ise 100–120 milyon dolar arasında değişiyor.

 

Yıllık büyüme hızı yüzde 60'lara varan çok yüksek seviyelerde seyrediyor. Sektör uzmanlarına göre, önümüzdeki 5 yıl bu hızlı büyüme devam edecek. Türkiye pazarındaki bu durum doğal olarak kahve tedarikçileri ve üreticilerin iştahını kabartıyor. Pazara, yeni yabancı markaların gireceği konuşuluyor.

 

Starbucks, Gloria Jeans Cafe, Barnie's gibi yabancı zincirlerin yanı sıra Cafe Crown ve Kahve Dünyası hemen akla gelen yerli kahve zincirleri. Starbucks ile Gloria Jeans Cafe'nin bu kadar hızlı yayılması normal. Arkalarında büyük marka gücü var.

 

Yerli zincir Kahve Dünyası ise bir mucizeye imza attı. Kısa sürede piyasanın en önemli aktörlerinden oldu. Çikolata ile kahvenin müthiş işbirliği ve farklı sunumu herkesin ilgisini çekti. Ve Kahve Dünyası'nda insanlar oturmak için sıra bekler hale geldi.

Ancak, piyasada iyi isim yaptıktan sonra bazı şeyler değişti. Örneğin, masaya oturunca önünüze orta boy bir kâse içinde çikolata drajeleri konulurdu. Kâse boşalınca da, hemen yenisi getirilirdi. Ve bu drajeler ücretsizdi, firmanın ikramıydı.

 

Bir süre önce baktım, içine draje konulan bu kâseler küçücük olmuş. Eskisinin üçte biri kadar! Geçen gün Suadiye'de, masamdaki draje kâsesi boşalınca yenisini istedim. Garson ne dedi biliyor musunuz? "Bundan sonra yiyeceğiniz drajeler ücretlidir, isterseniz getireyim."

 

Pes vallahi Kahve Dünyası... Ben bile sizin Starbucks'tan, Gloria Jeans Cafe'den daha iyi olduğunuzu sanmıştım. Çok yanılmışım. Biliyor musunuz, sizin bu yaptığınızı yabancı bir firma asla yapmazdı. Yakında, kahvenin yanında ikram ettiğiniz küçük, kaşık şeklindeki çikolatadan da para istersiniz. Üstelik mağazalarınızda doldurulan 'dilek/şikâyet' formlarına yanıt vermeyecek kadar da nezaketsizsiniz. Ben Starbucks'a dönüyorum, drajeleriniz sizin olsun.

 

***

 

İNCİ'DE PROFİTEROL VE NÜRNBERG SERGİSİ

 

Avrupa'da en çok sevdiğim kentlerden biridir Nürnberg...

 

Almanya'nın tarih boyunca gayri resmi başkenti olan şehir, bir doğa ve tarih harikasıdır. Ortaçağ mimarisini günümüze taşıyan binaları, surları, Hitler'in dev karargâhı, askerlerine hitap ettiği stadyum benzeri yapı, gölleri, parkları, ırmakları ile ilginç bir şehirdir. Nürnberg insana çok şey anlatır ama olabildiğince de sessizdir. Yaşayana da huzur verir, kendisini ziyaret eden turiste de...

 

Alman fotoğrafçı Jergen Teller'in Beyoğlu'nda 'Nürnberg' isimli fotoğraf sergisi açtığını duyunca meraklandım. Galerist'teki sergiyi ajandama, 'Mutlaka görülecek' diyerek not ettim. Paris'te yaşayan ve Nürnberg'i çok seven gazeteci, şair ve söz yazarı Tunç Kemal ile düştük yola...

 

Önce, tarihi İnci pastanesinde dondurmalı profiterol yedik... Bilenler bilir, İnci'nin profiterolü enfes olur. Şekeri boğazınızı yakmaz, hiç ağır gelmez. Oradan çıkınca bir kitapçıya girdik.

 

Peygamber Efendimiz'in ilk müezzini, İslam tarihinde önemli yeri olan Bilal-i Habeşi'yi anlatan 'Ben Bilal' kitabını satın aldım. Kitabın yazarı, Çağrı, Çöl Aslanı ve Waterloo gibi meşhur filmlerin senaristi H.A.L. Craig. İlginçtir kitap, iki yayınevinden birden çıkmış. Birinin fiyatı 6 YTL, diğerinin 10 YTL. Biri 100 bin, diğeri 50 bin satış rakamına ulaşmış. Ucuz olanın kapağını daha çok beğendim, onu aldım.

 

Sonra Galatasaray'daki tarihi Mısır Apartmanı'na girip, sergi katına çıktık. Gelmeden önce fotoğrafçı Teller'i biraz araştırdım. Tanınmış bir moda fotoğrafçısı. Bizim, sanat ve kadın dergilerinde bir sürü haberi yayınlanmış. Hepsinde de son sergisi ballandıra ballandıra anlatılıyor.

 

Alman fotoğrafçı Londra'da yaşıyor; Ancak, çocukluğunu geçirdiği Nürnberg'i fotoğraflamak için bir yılın dört mevsimi boyunca o şehre gidip çekim yapmış. Bu sergiyi daha önce New York, Paris ve Münih'te açmış... Hakkında yazılanlar böyle, ancak gördüklerim bende tam bir hayal kırıklığı yarattı. Fotoğraf sergisinin adı 'Nürnberg' ama fotoğrafların hiç birinde Nürnberg yok.

 

Fotoğrafçı tamamen kendi melankolisini yansıtmış. Herhangi bir yerde çekilebilecek anlamsız ve çok garip fotoğraflar. Hatta üç farklı karede kendi erkeklik organını bile sergilemiş. Nürnberg ile ne alakası varsa! Bu saygısızlığın, saçmalığın adına 'modern sanat' deniliyor. Eğer bu yapılan sanatsa, bizden uzak dursun.

Bilal ÖZCAN




Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
YORUMUNUZ
Adınız Soyadınız

E-posta Adresiniz (sayfada görünmez)

YORUMUNUZ

Yanda gördüğünüz sayısal güvenlik kodunu onun yanındaki kutucuğa yazmalısınız.
   
Sayfayı Arkadaşına Öner
Kendi E-posta adresinizi yazın

Arkadaşınızın e-posta adresini yazın

Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.

Henüz Yorum Yapılmamış
Yazarın Diğer Yazıları
KÖŞE YAZILARI
 


ANASAYFA · HABER · MODA · MEKAN · GALERİ · SAĞLIK&GÜZELLİK · KÜLTÜR&SANAT · MİZAH · YARIŞMA

Üyelik | Reklam | Künye | İletişim


MagazineXtra.com © 2007-2008 | Her hakkı saklıdır.
Sitemizden farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden MagazineXtra.com sorumlu tutulamaz.