 Bu hafta cezalıyım çünkü yazımı iki gün geç gönderiyorum. Ama çok önemli bir mazeretim vardı, yaz tatilini geçirmek üzere Foça’da annemin yanında olan ve bana çok ihtiyacı olduğunu hissettiğim oğlumu ziyarete gittim. Hala Foça’yı görmemiş olan varsa mutlaka görmeli gibi klişe bir cümle kuracağım. Huzurun en büyüğünü yaşatabilen tek yerdir bana, öyle özeldir ki, iki gün asla yetmez, sadece ağzıma bir parmak bal çalar ve döndüğümde aslında sadece bedenim dönmüştür, ruhum orada kalmıştır.
Efsaneleri vardır her tarihi yer gibi. Bizzat ailece yaşadığımız Karataş efsanesi gibi. Fark etmeden bastığınız, nerede olduğunu kimsenin bilmediği bir karataş olduğuna inanılır, bir kez bastınız mı asla oradan kopamazsınız. Ayrı kaldığınızda burnunuzda kokusu tüter, geri dönmek için yanıp tutuşursunuz. Foça’da günbatımını seyrederken her şeyi ve herkesi terk edip, ömrünüzün sonuna kadar orada yaşamaya karar verebilirsiniz.
Hafta içi sadece size ait olan, tek başınıza olabildiğiniz birbirinden güzel koyları, içine baktığınızda en küçük ayrıntıyı görebildiğiniz muhteşem denizi, aralarında canım dostlarım olan sıcak insanları (Meloş, Ayşe, Kuzu, Ferdi Abi), arabayla ucuna kadar gidildiğinde bir teknenin sizi alıp karşı adaya götürdüğü İngiliz Burnu, Foça’nın gençlerinin tüm gün ve gece vakit geçirebildiği tek ve ilk kafesi olan Ferdi’nin Yeri’ ni 24 yıl önce derme çatma tahtalardan yapmış olan ve tam 13 yıldır o karşı ada olan İncir adasında tek başına yaşayan maviş gözlü Ferdi abim, şaraplarına doyulamayan ve kendimi Fransa sokaklarından birinde gibi hissettiğim Foçakarası Kafe, son dönemde birçok harika işlere imza atmış olan yakışıklı Belediye Başkanımız Gökhan Demirağ, çocukluk anılarıma şahitlik etmiş Foça Kalesi, sürekli olarak yakılan ve bu yüzden uzun yıllardır yeşilliğini göremediğimiz tepeleri, zaman zaman arkeologların ilgisini çeken ve aylarca gece gündüz yapılan kazılarda ortaya çıkan ama çok sıradan şeylermiş gibi algıladığımız gerekli değeri veremediğimiz her yerden adeta fışkıran kalıntıları, ailece gidebildiğimiz harika manzarasını görebilmek için sabahın ilk ışıklarına dek dans ettiğimiz artık yerinde yeller esen Frigya Disko, aşklarım, ilk sarhoşluğum, ilk gerçek öpücüğüm, en efsane aşkım ve kimsenin bilmediği özelim ‘Güneşin Doğduğu Yer’…
Ah daha yazacak ne çok şey var Foça ile ilgili, detay isterseniz beni bulun J.
Eklemek istediğim önemli bir nokta, hepinizin huzurunda özür borcum olan kişiler var.
Hayatımın en asi dönemlerini geçirdiğim bu cennette zaman zaman çok üzdüğüm canım anneciğim, şu an yazımı okuyamayacak durumda olan bir tanem babacığım, Seval halam ve Özkan eniştemden özür diliyorum. Özür dilerim, yine olsa yine yaşardım, pişman değilim, hepsi çok özel ve güzeldi tüm anılarımı seviyorum. J
Not 1: Geçen hafta yazdığım Mucize adlı alıntı ile ilgili yazacaktım bu hafta ama araya Foça girdi.
Not 2: Foça’nın ünlüleri vardır belki bilmek istersiniz. Ogün Sanlısoy, Ebru Aykaç, Faruk Tınaz, Şener Üşümezsoy.
Başsağlığı: Pazar günü elim bir trafik kazasında yitirdiğimiz Gizem Avcı’ya Tanrıdan rahmet ve Erol Avcı’ya ve ailesine, tüm TMC ailesine başsağlığı diliyorum.
Sevgiler Oylun ÖĞÜTKEN
Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
|
|
Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.
Henüz Yorum Yapılmamış
|
|