DEUTZ ÇATALKAYA ALEM FM BİLETİX NET KİTABEVİ CAFE EDO BİRLEŞİM EĞİTİM MERKEZİ DUYAR DANIŞMANLIK SARAY FOTO OYUN SAHNESİ İNEGÖL BELEDİYESİ  
ANASAYFA  |  HABER  |  MODA  |  GALERİ  |  MEKAN  |  MİZAH  |  YARIŞMA  |  SAĞLIK&GÜZELLİK  |  KÜLTÜR&SANAT  |  TATİL REHBERİ
ÜYE GİRİŞİ
MX ARAMA
HAFTANIN YARIŞMASI
Bitiş Tarihi: 10 Ağustos 2008

NATALI CIGLIUTI
ANKET
DENİZE VEYA HAVUZA...
MAYO VEYA BİKİNİYLE GİRERİM
HAŞEMAYLA GİRERİM
ÇIPLAK GİRERİM
DONLA GİRERİM
ASLA GİRMEM
SONUÇLAR  |  ARŞİV
AĞUSTOS ASTROLOJİ YORUMLARI
BİLAL ÖZCAN YAZIYOR
BİLAL ÖZCAN
e-posta | kimdir | arşiv
BİR KARE FOTOĞRAFIN PEŞİNDEN GİTTİM


Kartal sahilinde otomobilimi park edip de görkemli, muhteşem binanın önünde indiğimde, o yazıyı görünce, doğrusu, duygulandığımı hissettim.

 

Bülent Ecevit Kültür Merkezi' yanımda Paris'te yaşayan gazeteci, şair ve müzik adamı Tunç Kemal...

 

İkimiz de hayran hayran kahverengi mermer binaya bakıyoruz. Siyasetçiliği kadar, bir kültür insanı olan Bülent Ecevit'in isminin buraya verilmiş olması ne kadar da ince bir düşünce...

 

Ne kadar güzel bir davranış... Bu muhteşem binayı İstanbul Büyük Şehir Belediyesi yaptırmış, adının 'Bülent Ecevit Kültür Merkezi' olmasını Sayın Kadir Topbaş önermiş. Belediye Meclisi de bu sözlü öneriyi oy birliğiyle kabul etmiş.

 

Yaklaşık 70 milyon YTL'ye mal olan, 22 bin metrekarelik alan üzerindeki bina geçen yıl Nisan ayında hizmete açılmış. Önünde 7 bin metrekarelik yeşil alan adeta denizi kucaklıyor.

 

İçinde, konferans, sinema, toplantı ve nikâh salonları, döner tiyatro sahnesi, 5 İSMEK atölyesi, 15 bin kitaplıklı kütüphanesi, 20 bilgisayarlı internet salonu, 10 bilgisayarlı çocuk kütüphanesi, açık ve kapalı otoparkları ve 150 kişilik restoranı bulunan modern bir merkez.

 

İstanbul'da böyle bir yer açılmış haberim yok, nereden olsun. Açılış haberini okuyorsun, geçip gidiyor...

 

Nasıl bir yer olduğunu görmek için gidip görmen lazım. Vakit mi var Allah Aşkına!..

 

Peki diyeceksiniz ki nasıl yolun düştü. Düşmedi, özel olarak gittim. Beltur A.Ş'nin internet sitesinde o fotoğrafı görünce karar verdim. Marmara Denizi manzarasına karşı kurulmuş sofra fotoğrafı o kadar cezbediciydi ki...

 

Fotoğraf çağırdı gittim!.. Gidilmez mi? beltur.com.tr'ye girin... Kartal Kültür Merkezi'ni tıklayın, fotoğrafı görün.

 

Beltur A.Ş İstanbul Belediyesi'nin köşklerinde, tesislerinde restoran hizmetini veren kuruluş. Birçok kez denedim, biliyorum...

 

Fiyat politikasıyla, hijyeniyle, personeliyle, mönüsüyle, yemeklerinin ve ikramının kalitesiyle 'benim' diyen işletmelerden çok daha başarılı bir şirket. Ağabeyim, Tunç Kemal'e; "Gelir misin?" dedim, "Çok merak ettim, gidelim" dedi... İyi ki gitmişiz...

 

İstanbul'da gün batarken, Marmara'ya karşı nefis bir akşam yemeği yedik. Sağımızda Büyükada, tam karşıda demir atmış şilepler, ardında karşı kıyının dağları...

 

Ve gittikçe kızaran ufuk çizgisi...

 

Tesiste sabah kahvaltısı ve öğle yemeği de var. Ancak, restoranın kapanış saatinin 20.00 olmasına ikimiz de hiç bir anlam veremedik. Saat 20.15'te istemeye istemeye kalktık. Onun dışında her şey çok güzeldi.

 

Yazılarımı takip eden okurlar bilir...

 

Basında, Sayın Kadir Topbaş'ı en acımasız eleştiren yazar belki de benim. Ancak, yapılan güzel hizmetleri de görmek lazım. Sayın Topbaş, İstanbul'a böyle bir tesisi kazandırdığınız ve ismine de hiçbir siyasi ön yargıya kapılmadan, rahmetli Bülent Ecevit'in adını verdiğiniz için sizi gönülden kutlarım.

 

***

 

İŞSİZLİK AZALMADI Kİ!

 

Geçenlerde ajanslar, Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TUİK) bir açıklamasını geçti. Bu yılın Mart-Nisan-Mayıs aylarında ülkemizde işsizlik oranı, geçen senenin aynı dönemine göre 0.2 puan azalarak yüzde 9.6'ya gerilemiş. Açıklamaya göre istihdam edilenlerin, yani işe girenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 434 bin kişi artmıştı. Haber gazetelerde bu şekilde çıktı. Ancak, ekonomi tüm dünyada olduğu gibi bizde de kötüye giderken, bu olumlu tablonun nereden kaynaklandığını araştıran, yazan olmadı.

 

Öyle ya, Mart-Nisan-Mayıs aylarında bu kadar insanı işe alacak yeni fabrikalar, yeni işyerleri mi açılmıştı?

 

Aksine, global kriz nedeniyle iş yerleri birer, ikişer kapanıyor, insanlar işini gücünü kaybediyor.

 

Peki, nasıl olmuştu da işe girenlerin sayısı artmıştı. Bu işleri bilen bir arkadaşıma danıştım; “Sorunun cevabı basit” dedi... “‘Yeni Sosyal Güvenlik Yasası' ndan faydalanmak için 30 Nisan akşamına kadar herkesin çoluğunu, çocuğunu sigortalı yaptırdığını unuttun mu?”

 

İşte o kişiler işe girmiş gibi gözüktükleri için devletin resmi kayıtlarına bu durum istihdamda artış varmış gibi yansıdı. Bir de yaza doğru mevsimlik işçi alımları olur. İstatistik Kurumu görevini yapmış, çalışmasının neticesini açıklamış.

 

O oranların nasıl gerçekleştiğini araştırıp yazmak da sizin işiniz... Arkadaşıma teşekkür ettim. Sonra da düşündüm, “... araştırıp yazmak sizin işiniz” diyor ama benim işim değil ki. Ben, ekonomi veya siyaset değil, hayatın güzelliklerini yazmak istiyorum. Yine de dayanamıyor, yazıyorum işte.

 

***

 

BU AYRILIĞA KİMLER SEVİNDİ?

 

Şarkıcı Nilüfer; “Beni kesseler, Kayahan'la barışmam!” demiş... Ne acı... Bu ne büyük bir kin...

 

Ne büyük bir nefret... Sanatçı bir insan, bir diğer sanatçıya karşı böyle bir kin duyabilir mi? Yıllarca omuz omuza çalıştığı, birlikte emek ürettiği bir insana karşı böyle bir düşünce içinde olabilir mi?

 

İnanın çok şaşkınım. Dargınlığın başlama nedeni Kayahan'ın yıllar önce söylediği sözler olabilir...

 

Nilüfer'e; “Bundan sonra sana şarkı vermeyeceğim, şarkılarımı sahnede okumanı da istemiyorum!” demiş olabilir. Ardından karşılıklı davalar açılmış olabilir. Ancak, bu inatlaşma böyle neticelenmemeliydi. “Beni kesseler Kayahan'la barışmam!” noktasına gelmemeliydi.

 

Demek ki sanat dünyasında ikisinin de gerçek bir dostu, arkadaşı yokmuş...

 

Eğer olsaydı, ortaya çıkar, araya girer ve iki eski dostu ne yapar, eder barıştırırdı. Ne bir müzisyen, ne besteci, ne yapımcı... Bırakın barıştırmayı, inanın değerli okurlar, o piyasada ne kadar adam varsa, hepsi de sevinmiştir Kayahan ile Nilüfer ayrılığına... Ellerini ovuşturmuştur...

 

Hata bir-ikisi; “Meydan bana kaldı!” düşüncesiyle göbek bile atmıştır.

 

Bir gün bir dostuma, çok sevdiğim bir arkadaşımın bazı davranışlarından rahatsızlık duyduğumu ve bu yüzden onunla görüşmeyi iyice azalttığımı söylemiştim. “Görüşmediğin için mutsuz oluyor musun?” diye sordu...

 

“Evet” dedim... “O halde, düşündüklerinin tümünü yüzüne söyle.”

 

“Ama arkadaşlığını bitirme. İnsanları olduğu gibi kabul etmeliyiz, kimseyi değiştiremezsin. Dost kolay kazanılmıyor.” dedi. Haklıydı, öyle yaptım; fikrim değişti, hâlâ çok iyi arkadaşız. Keşke, Nilüfer ile Kayahan da böyle yapabilselerdi...

 

Bilal ÖZCAN




Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
YORUMUNUZ
Adınız Soyadınız

E-posta Adresiniz (sayfada görünmez)

YORUMUNUZ

Yanda gördüğünüz sayısal güvenlik kodunu onun yanındaki kutucuğa yazmalısınız.
   
Sayfayı Arkadaşına Öner
Kendi E-posta adresinizi yazın

Arkadaşınızın e-posta adresini yazın

Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.

Henüz Yorum Yapılmamış
Yazarın Diğer Yazıları
KÖŞE YAZILARI
 


CHRISTIAN BALE
ANASAYFA · HABER · MODA · MEKAN · GALERİ · SAĞLIK&GÜZELLİK · KÜLTÜR&SANAT · MİZAH · YARIŞMA · TATİL REHBERİ

Üyelik | Reklam | Künye | İletişim


MagazineXtra.com © 2007-2008 | Her hakkı saklıdır.