ANASAYFA  |  HABER  |  MODA  |  GALERİ  |  MEKAN  |  MİZAH  |  YARIŞMA  |  SAĞLIK&GÜZELLİK  |  KÜLTÜR&SANAT
ÜYE GİRİŞİ
MX ARAMA
HAFTANIN YARIŞMASI
Bitiş Tarihi: 23 Kasım 2008

SOYAKA ISOYAMA

MARK FISHER
ANKET
KADIN DEDİĞİN...
Elinde Maşası Olandır
Cebinde Parası Olandır
Evliliğe Niyet Flört Edendir
Çapkınlığı Sevendir
İyi Sevişendir
Ev Kuşudur
Hiçbiri
SONUÇLAR  |  ARŞİV
KASIM ASTROLOJİ YORUMLARI
VEHBİ DİNÇCAN YAZIYOR
VEHBİ DİNÇCAN
e-posta | kimdir | arşiv
TANTANAYI BIRAK!


Çoğu zaman, çok konuşan birine bu sözcüğü kullanırız; “Tantanayı bırak!..”

 

Ben böyle bilirdim. Ama bu tantananın yemeği varmış meğer...

 

Biraz gırtlak muhabbetine girelim. Türkiye’m, cennetim, bir başka ülkedir. Özellikle yemek konusunda, mutfağı bir hayli zengin en önemli ülkelerden biridir de kendimizin, yemeğimizin reklamını bir türlü yapamayız, beceremeyiz.

 

Türkiye'yi çok gezdiğimden yemek kültürümüzü de biraz bilirim hani... Neyin nerede olduğu, hangi yörenin hangi yemeğinin güzel olduğunu... Yolum son günlerde Adapazarı'na düşer oldu. Biraz seyahat, biraz alışveriş işte...

 

İstanbul'a bu kadar yakın olan bu vilayetin özelliklerini bilirdim de bu kadar değişik yemeklerinin olduğunu pek bilmezdim. Patates evet, meşhur... Bir de ıslama köftesi... Islak ekmeğin üzerine köfte...

 

Bu bölgenin değişik yemeklerini de keşfettim sonunda. Merak ya... Başımıza ne gelirse bu meraktan gelecek sonunda... Adapazarı'nın tanınmış bir lokantası var; Tuna Tan... Şahıs ismini vermiş ve yöre yemekleri sunmaya çalışıyor. Tabii bildiğimiz yemekler de mevcut...

 

‘Tantana’ işte oradan takıldı aklıma... Adapazarı kabağı, pirinç ve kıyması, Adapazarı patatesi, soğan baharatları, et suyundan geçmiş pidesi ve üstünde yoğurdu ve tereyağı ile sunulan bir yemek...

Ben pancar pekmezli hindi büryan yedim ama... Hindi butlarını tereyağında nar gibi kızarmış büryan etler... Altında nefis tereyağlı pilav, lavaş etmek ve üzerine döktüğünüz Adapazarı pancarından yapılan pancar pekmezi... Daha neler ama... Bal kabağından yapılan çorba, Tanbey kebap, Tanbey püreli kebap, sadece sayabildiklerim. Memleketimin her şeyi güzel... Hele mutfağı... Ne Çin, ne Fransa; geçiniz beyim, geçiniz...

 

***

 

KINA NEREYE YAKILIR?

 

Köşe ortağım Bülent'çiğim, bizim mahallenin gerçeklerini bir güzel yazıyor. Çok da hoşuma gidiyor. Hani hep başkalarını mı yazıp, çizeceğiz.

 

Bizim de hatalarımız, gizli işlerimiz olmuyor mu?

 

Can dostum, sevgili arkadaşım, Ankaralı abim Osman Yağmurdereli'nin ölümü sonrası üzüntümü dile getirmiş, onun hastalığıyla ilgili kafasında soru işareti olanları kınamıştım.

 

Zira Osman öyle sağlığıyla reklam yapacak bir adam değildi. Zaten reklama da ihtiyacı yoktu. İyi tanırım. Ölümünün, cenazesinin kaldırıldığı, ebedi istirahatgâhına uğurlandığı günün gecesinde İbo Şov'da yakın dostu İbrahim Tatlıses saatlerce onu andı, onu yaşadı. An be an...

 

Bir ara öyle sinirlendi ki hastalığına inanmayan birine verdi veriştirdi. 'İsmini açıklamak istiyorum' dedi, sonra caydı.

 

Bizim köşe ortağımız Bülent ise dünkü köşesinde konuyla ilgili enteresan bir haber sundu bizlere...

 

Osman Yağmurdereli'nin hastalığına inanmayan ve bu konuyla ilgili yazı yazan malumunuz Aykut Işıklar'dı. Hangi akla hizmet böyle bir yazı yazdı, onu bir türlü anlayamadım. Yılların gazetecisi, hani derler ya; duayeni! Durduk yerde (her zaman yapar gerçi) böyle bir yazıyı nasıl yazdı? Onun da sonra pişman olduğunu sanıyorum da iş işten geçti efendim.

 

O hasta adamı, zaten üzüntüsü had safhada olan insanı böyle yaralamak nasıl bir duygudur, bir türlü çözmüş değilim.

 

İnsanları suçlamak bu kadar basit midir? Elinde bir belge, bilgi olmadan, bir doktor raporu olmadan hastayı böyle suçlamak!

 

TV'de izlerken Osman'ın; “Ne ölüme, ne ölüne” lafı hala kulaklarımda... Osman önce gitti. Ne kadar Tatlıses onları barıştırdıysa da Osman buruk ve hüzünlü gitti.

 

Tabii Aykut cenazeye ne geldi, ne de iki satır yazabildi. Neyse; Bizim Bülent bir haber duyurdu, duymayanlara... Aykut'un çalıştığı gazeteye Osman'ı seven biri 'kına' göndermiş.

 

Nasıl bir tepkidir bu... İşte Türk zekâsı... Ve güzel bir tepki...

 

Bülent soruyor; “Kınayı Aykut Işıklar nerede kullanacak?” diye...

 

Pardon Bülent! Bu gelen kına düğün kınası değil anladığım kadarıyla... Sürülecek yer bellidir, canını sıkma kardeşim.

 

Böyle reklamı Osman değil de başkaları düşünmüş gibi geldi bana... Ne dersin Bülent? Aykut düşünmüş müdür?

 

Vehbi DİNÇCAN




Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
YORUMUNUZ
Adınız Soyadınız

E-posta Adresiniz (sayfada görünmez)

YORUMUNUZ

Yanda gördüğünüz sayısal güvenlik kodunu onun yanındaki kutucuğa yazmalısınız.
   
Sayfayı Arkadaşına Öner
Kendi E-posta adresinizi yazın

Arkadaşınızın e-posta adresini yazın

Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.

Henüz Yorum Yapılmamış
Yazarın Diğer Yazıları
KÖŞE YAZILARI
 


ANASAYFA · HABER · MODA · MEKAN · GALERİ · SAĞLIK&GÜZELLİK · KÜLTÜR&SANAT · MİZAH · YARIŞMA

Üyelik | Reklam | Künye | İletişim


MagazineXtra.com © 2007-2008 | Her hakkı saklıdır.
Sitemizden farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden MagazineXtra.com sorumlu tutulamaz.