ANASAYFA  |  HABER  |  MODA  |  GALERİ  |  MEKAN  |  MİZAH  |  YARIŞMA  |  SAĞLIK&GÜZELLİK  |  KÜLTÜR&SANAT
ÜYE GİRİŞİ
MX ARAMA
HAFTANIN YARIŞMASI
Bitiş Tarihi: 23 Kasım 2008

SOYAKA ISOYAMA

MARK FISHER
ANKET
KADIN DEDİĞİN...
Elinde Maşası Olandır
Cebinde Parası Olandır
Evliliğe Niyet Flört Edendir
Çapkınlığı Sevendir
İyi Sevişendir
Ev Kuşudur
Hiçbiri
SONUÇLAR  |  ARŞİV
KASIM ASTROLOJİ YORUMLARI
HER TELDEN
OYLUN ÖĞÜTKEN
e-posta | kimdir | arşiv
MELİSA


ALTI YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUĞU

 

Dünyanın çivisi çıktı, insanlar hayata geliş sebeplerini unuttular, saflıklarını merhametlerini kaybettiler.

 

Kadınlar ve erkekler zaten yüzyıllardır birbirini anlamayan iki cinsti ama son yıllarda aralarındaki ilişki giderek daha karmaşık hale geldi.

 

Eskiden saygı önemli bir kavramdı insanlık için. Artık kimsenin kimseye saygısı yok. Boşanmış ailelerin çocuklarının hali içler acısı.

 

Evlilik kurumu zaten insan doğasına aykırıyken, etik değerler ve saygı ile sürebilirken şimdi yitirilmiş bu duygular yüzünden evlilikler de süremiyor.

 

Herkes haklı, herkes doyumsuz!

 

İmza ile kadınlar erkeklere tasma taktıklarını sanıyorlar, erkekler de kadınları ceplerine sokuyorlar.

 

Zaten kimin eli, kimin cebinde belli değil. Sanırdım ki sadece bizim sektörün çivisi çıkmış. Ama yanılmışım, insanlığın çivisi çıkmış.

 

Türk erkekleri evlenince bir rehavete kapılıyorlar hele kadın biraz dominant ise sorumlulukları yavaş yavaş onun üzerine yıkıyorlar. Çocuk da olunca kadın sorumluluklarının altında eziliyor, zaten artık ona kadın olduğunu hissettiren sevgilisinden eser de kalmamış, iyice bakımsızlaşıp kendisini evliliğine ve çocuğuna adıyor. Çalışıyorsa biraz kurtarabilir bakım durumundan ama çok daha fazla yorulup strese giriyor. Tabi ki kocasına evde geyşalık yapacak hali kalamıyor. Erkekler de elinin altındaki kadından zaten sıkılmış olduğundan yeni heyecanlara kucak açıyor. Açabiliyor çünkü hemcinslerimiz için artık evli barklı fark etmiyor. Herkeste bir kendini kandırma durumu...

 

Erkekler bu gibi durumlarda hep ikili oynar kadınlar da bunu her zaman yer. Herkes işine geldiği gibi yani… Ayrıca biz kadınlarda şu da var, adamdan ayrılırız sonra adamın hayatına biri girince kıymete biner. Bir hırstır gidiyor. Zaten dediğim gibi tek eşlilik insan doğasına aykırı. Kızmayın bana, tanıdığım erkek arkadaşlarımın birlikte olduğu kadınların çoğu evli. Bunu sade erkekler yapmıyor. Genellikle erkekler hayatlarında bir erkek olan kadınlardan uzak duruyorlar. (İstisnalar hariç) Ama kadınlar özellikle evli erkekleri seçiyorlar. Herkesin bildiği doğrular bunlar. Evlilik kalıplarının içine sığışmaya çalışan iki insan bir süre sonra sıkılıyor. O kalıplar öyle keskin ki öncesi olmayacak kimsenin, o kalıbın içine giremiyoruz artık sığamıyoruz.

 

Ve olan çocuklarımıza oluyor, çünkü hırslarımız ağır basıyor onları kullanıyoruz. Karşımızdaki ebeveynden intikam almak için kullanıyoruz. Çocuk hem annenin, hem babanındır unutmayalım!

 

Kullanmayın çocukları! Para koparmak için kullanmayın... Haklı da olsanız insanlığınızı kaybetmeyin.

 

Herkes özünde iyidir, iyi yaklaşın size iyi geri dönüşü olsun. Biz kadınlar hırçınlaşabiliyoruz ama çocuklarımızı para için vs. için babalarından uzaklaştıran genelde bizleriz. Anneliğin ne demek olduğunu biliyorum, ama babalığın da ne demek olduğunu anlamaya çalışıyorum.

 

Biz başardık, oğlum 1,5 yaşında iken boşandık ve uzun süre aynı apartmanda altlı üstlü oturmaya devam ettik. Hayatlarımızda insanlar vardı, zorlandık, üzüldük, yıprandık elbette ama oğlumun her yeni cümlesine, kahkahasına babası şahit olabildi. Babasının hayatında mükemmel bir kadın var, daha ne isterim ki, o mutlu olmalı ki benim oğluma, canımın parçasına daha mutlu bir hayat verebilsin.  Bu benim kötü olduğumu göstermez ki, onunla benimle olduğundan daha mutlu sadece.

 

Herkesten bu kadar medeni olmasını beklemiyorum tabi ama bir orta nokta mutlaka bulunur yeter ki iyi niyet olsun.

 

Tüm bunları yazarken şu an babasının kendisini istemediği konusunda doldurulmuş, babasına gösterilmemiş, hatta yurt dışına kaçırılmış altı yaşında bir kız çocuğunun annesinden uzaklaştırılmasına göz yummanın üzüntüsünü yaşıyorum.

 

O baba; tüm haykırışlarına, özlemlerine, çaresizliğine, iki yılda yitirdiği ruh sağlığına şahit olduğum, güzeller güzeli, şirinler şirini babasının kokusunu yeni tadan Melisa’nın babası.

 

Tek istediği kızını koklamak, onunla uyumak, ona hediyeler almak, onu yaşamak olan bir baba. Canı gibi sevdiği kızını annesinden uzaklaştırmak zorunda kalan bir baba…

 

Sadece ona bir babası olduğunu ve onu çok sevdiğini anlatabilmek için. Çünkü Melisa sadece babasından uzaklaştırılmak için hem annesiz, hem babasız yurt dışında yaşamak zorunda bırakılmış bir küçük kız çocuğu.

 

Hangi para onun altı yılını annesiz babasız geçirmesinin verdiği zararı ödeyebilir?

 

Çocuklarımızı kullanmayalım, insanlığımızı unutmayalım, evlilikler ilişkiler sonsuza dek sürmeyebilir, insanlar birbirlerinden sıkılabilir, çok acı da olsa başkasına tercih edilebiliriz ama bencil olmayalım, kötü olmayalım, çocuklarımızla ilgili her kararı lütfen birlikte alalım, lütfen kendimize gelelim.

 

Oylun ÖĞÜTKEN




Bu bölümde yer alan yazıların ve fotoğrafların tüm sorumluluğu, yazarın kendisine aittir.
YORUMUNUZ
Adınız Soyadınız

E-posta Adresiniz (sayfada görünmez)

YORUMUNUZ

Yanda gördüğünüz sayısal güvenlik kodunu onun yanındaki kutucuğa yazmalısınız.
   
Sayfayı Arkadaşına Öner
Kendi E-posta adresinizi yazın

Arkadaşınızın e-posta adresini yazın

Bırakılan yorumların tüm sorumluluğu yazan kişiye aittir.

Henüz Yorum Yapılmamış
Yazarın Diğer Yazıları
KÖŞE YAZILARI
 


ANASAYFA · HABER · MODA · MEKAN · GALERİ · SAĞLIK&GÜZELLİK · KÜLTÜR&SANAT · MİZAH · YARIŞMA

Üyelik | Reklam | Künye | İletişim


MagazineXtra.com © 2007-2008 | Her hakkı saklıdır.
Sitemizden farklı sitelere yönlendiren linklerin içeriklerinden MagazineXtra.com sorumlu tutulamaz.